Orient
1964'te dünyanın en çok taşlı saati İsviçre'den değil, savaş sonrasında kapanıp yeniden açılan bir Tokyo fabrikasından çıktı. Aynı fabrikanın mirasçıları bugün de mekanizmalarını kendileri üretiyor.
Bir mekanik saatin işlemesi için yirmi civarında yakut taş yeter. 1964'te Tokyo vitrinlerine çıkan Grand Prix 100'ün mekanizmasında tam yüz tane vardı. Dönemin "taş yarışı"nda öne geçmek isteyen mühendislerin işiydi bu; taşların çoğu teknik olarak gereksizdi ama mesaj yerine ulaştı. Model, markanın o güne dek çıkardığı en pahalı saatti ve beş yıl boyunca hiçbir kardeşi fiyatına yaklaşamadı. Dünyanın en çok taşlı saatini yapan şirketse on beş yıl önce iflastan dönmüştü.
Ueno'daki dükkân
Hikâye 1901'de, Tokyo'nun Ueno semtindeki bir saat dükkânında başlar. Dükkân küçüktü, niyet büyüktü. Shogoro Yoshida önce ithal cep saatleri sattı; sonra satmakla yetinmeyip 1910'ların başında altın kasa üretimine girişti. 1920'de Toyo Tokei fabrikasını kurdu, 1934'te kol saatine geçti. Hino'daki tesis büyüdü, savaş geldi, her şey durdu. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından şirket çöktü, fabrika kapandı.
Ölüm ilanı erken verilmişti. Üretim 1950'de aynı çatı altında, bu kez Tama Keiki adıyla yeniden başladı. Bir yıl sonra tabela değişti: Orient Watch Company. Aynı yıl satışa çıkan Orient Star, markanın hâlâ yaşayan en eski koleksiyonu oldu. 1950'lerin sonunda Royal Orient'le üst segment denendi: su geçirmez kasa, 19 taşlı yeni mekanizma ve çarkları gözler önüne seren şeffaf arka kapak. Hedefte Seiko'nun Lord Marvel gibi prestijli modelleri vardı; genç marka, ülkenin devine kendi sahasında meydan okuyordu. O hattın mühendislik birikimi 1960'larda Grand Prix serisine, seri de yüz taşlı finale taşındı.
Yazıcı devinin saatçisi
İsim benzerliği çoğu alıcıyı yanıltır: Bu saatleri bugün Seiko değil, yazıcılarıyla tanınan Seiko Epson üretiyor. Epson 2001'de çoğunluk hissesini aldı, 2009'da şirketin tamamına sahip oldu; 2017'de operasyonlar ana şirket bünyesine taşındı. Kâğıt üzerindeki son adım ise Şubat 2026'da atıldı ve Orient Watch tüzel kişiliği Seiko Epson'la birleşti. Çatı değişti, üretim felsefesi değişmedi. Mekanizmalar hâlâ şirket içinde geliştiriliyor: Dalgıç modelleri Mako ile Ray'i süren, yaklaşık kırk saat güç rezervli F6922 de, 2012'den beri satılan Bambino'nun içindeki F6724 de dışarıdan alınmıyor. Katalogda Kamasu gibi uygun fiyatlı dalgıçlar da aynı yaklaşımla üretiliyor. Sektörün büyük bölümü hazır mekanizma monte ederken bu ısrar, fiyat etiketine bakınca daha da anlam kazanıyor.
Bambino, markanın bugünkü konumunu tek başına özetler. Kubbeli camı ve sade kadranıyla eski usul bir saat görünümündedir; fiyatıysa giriş seviyesindedir. Mekanik saate merak salanların ilk durağı hâline gelmesi bundandır. İçinde şirketin kendi ürettiği gerçek bir kalibre döner.
Grand Prix 100 vitrindeyken iddia kalabalıktı: yüz taş, çünkü doksan dokuz yetmezdi. Altmış yıl sonra aynı iddia sadeleşti. Artık kimse taş saymıyor; Ueno'daki dükkânın mirasçıları gösteriyi bırakıp daha zor olanı seçti: herkesin ulaşabileceği fiyata, tepeden tırnağa kendi yaptığı mekanik saati satmak.
Öne çıkan koleksiyonlar
Katalog.
TÜMÜ →






















