Casio
Savaş sonrası Tokyo'da bir tornacı, parmağa takılan sigara ağızlığı üretiyordu. Torunları bugün kolunuzdaki saatin düşmeye dayanmasını sağlıyor. Casio'nun hikâyesi, bir saat markasının nasıl kazara doğduğunun hikâyesi.
1946'da Tokyo yıkıntı hâlindeydi ve sigara paradan değerliydi. Tadao Kashio'nun küçük atölyesi Kashio Seisakujo'da üretilen ilk ciddi ürün de buna göre tasarlanmıştı: *yubiwa pipe*, parmağa geçirilen bir yüzük ağızlık. İnsan sigarayı sonuna kadar, parmaklarını yakmadan içebiliyordu. Basit, ucuz, tam zamanında. Kashio kardeşler ilk sermayelerini böyle biriktirdi.
Yön 1949'da değişti. Tadao ve kardeşi Toshio, Ginza'daki ilk Business Show'da elektrikli hesap makinelerini gördü. O gün gördükleri şey, ağızlıktan kazandıkları parayı nereye yatıracaklarına karar verdirdi. Dört kardeş — Tadao, Toshio, Kazuo ve Yukio — kendi hesap makinelerini yapmaya girişti.
Sekiz yıl sürdü. Haziran 1957'de Casio Computer Co. kuruldu ve aynı yıl Model 14-A piyasaya çıktı: röle teknolojisiyle çalışan, dünyanın ilk tümüyle elektrikli kompakt hesap makinesi. On dört haneye kadar işlem yapabildiği için adı 14-A'ydı. Fiyatı 485.000 yendi — o yıllarda bir eve yakın bir rakam.
Saate giriş: Casiotron
Casio saat işine ancak 1974'te girdi ve girer girmez bir sorunu çözdü. O dönemin dijital saatleri ayın kaç çektiğini bilmiyordu; kullanıcı her kısa aydan sonra tarihi elle düzeltiyordu. Casiotron bunu ortadan kaldırdı: takvimi otomatik işleyen, ayların uzunluk farkını kendi hesaplayan ilk elektronik kol saatiydi.
Bu ayrıntı markanın karakterini de ele verir. Casio saate estetik bir nesne olarak değil, çözülecek bir mühendislik problemi olarak yaklaştı. Hesap makinesi yapan bir şirketin saate bakışı buydu ve bugün hâlâ öyle.
G-Shock: iki yüz prototip
1981'de Casio mühendisi Kikuo Ibe'nin saati düştü ve kırıldı. Ibe, kırılmayan bir saat yapmaya karar verdi ve önüne üç sayı koydu: on metreden düşmeye dayanacak, on bar basınca dayanacak, on yıl pil ömrü verecek.
Çözüm parkta geldi. Ibe, top sektiren bir çocuğu izlerken topun içindeki havanın darbeyi nasıl dağıttığını fark etti. Buradan "yüzen modül" fikri doğdu: mekanizmayı kasaya sabitlemek yerine, kasanın içinde askıda tutmak. Darbe kasaya çarpar, mekanizmaya ulaşmaz.
İki yüzden fazla prototip denendi. Nisan 1983'te DW-5000C çıktı — siyah-kırmızı ve siyah-altın olmak üzere iki versiyonla. Kırk yıldır süren bir çizginin başlangıcıydı ve o ilk modelin kare kasası bugün hâlâ üretiliyor.
Türkiye'de Casio
Türkiye fiyatı olan kayıtlar bu sayfanın üstündeki aralıkta görünür. Satıcı listesi yenilendikçe değişir; yazıya donmuş bir ortalama koymuyoruz. Fiyat satırı boşsa o referans için güncel bir satıcı kaydı yoktur. Türkiye Casio'yu ucuz saatle tanıdı ama marka artık tek bir fiyat bandına sığmıyor. Bir uçta okul çantasına atılan plastik saat, diğer uçta güneş pilli, radyo sinyaliyle saat ayarlayan modeller.
Neden hâlâ ayakta
Casio'nun yaptığı iş, saat endüstrisinin çoğunun yapmadığı bir şeydi: pahalıyı ucuza indirmek yerine, ucuzu güvenilir kılmak. F-91W'nin kırk yıldır neredeyse değişmeden üretilmesi nostalji değil, tasarımın ilk seferde doğru olmasıdır.
Kolunuzdaki Casio'nun atası, birinin parmağına taktığı bir sigara ağızlığıydı. Arada geçen seksen yılda değişmeyen tek şey, soruna önce mühendis gözüyle bakma alışkanlığı oldu.
Katalog.
TÜMÜ →






















